DEHB Tembellik Değildir

     DEHB ve ERTELEME 

     Uzun süre kendimi “çok erteleyen biri” sandım. Yapmam gereken işleri son ana bırakıyordum, başlamakta zorlanıyordum, bazen hiçbir şey yapmadan saatler geçiyordu. Dışarıdan bakıldığında bu tembellik gibi görünüyordu. Hatta ben bile bir dönem öyle olduğuna inandım.Ama sonra şunu fark ettim: Ben ertelemiyordum. Ben başlayamıyordum.

     


Çünkü ertelemek, çoğu zaman bilinçli bir seçim. “Şimdi yapmak istemiyorum, sonra yaparım” demek gibi. Benim yaşadığım ise bundan farklıydı. Yapmam gereken şeyi biliyordum. Önemli olduğunu da biliyordum. Yapmadığımda ne olacağını da tahmin ediyordum. Buna rağmen zihnim sanki donuyordu. Başlatma düğmesine basamıyordum.En yorucu olan da buydu zaten: İstememek değil, isteyip başlayamamak.Bazen saatlerce yapacağım şeyi düşünüyorum. Planlıyorum, kafamda prova ediyorum. O iş için bana lazım olabilecek herşeyi hazırlıyorum. Ama o ilk adımı atamıyorum. Sonra içimde bir baskı oluşuyor. “Neden hâlâ başlamadın?” diyen bir ses… Bu baskı arttıkça kaygım artıyor, kaygı arttıkça başlamak daha da zorlaşıyor.Ve en sonunda genelde şu oluyor: Son ana kalınca bir anda odaklanabiliyorum. Saatlerce çalışabiliyorum. Dışarıdan bakınca şu cümle çok kolay kuruluyor:“Demek ki istesen yapıyorsun.”Ama mesele tam olarak bu değil. Ben istemediğim için değil, beynim o noktaya gelmeden harekete geçemediği için bekliyorum. Aciliyet, baskı ya da güçlü bir ilgi oluştuğunda zihnim bir anda açılıyor. Bu yüzden DEHB benim için ertelemek değil.DEHB, niyet ile eylem arasındaki boşlukta kalmak.



    Bir şeyi yapacak kapasitem var, bilgim var, sorumluluk duygum var. Ama başlatma kısmında takılı kalıyorum. Bu durum çoğu zaman suçluluk yaratıyor. Kendime kızıyorum, yetersiz hissediyorum, “neden herkes yapabiliyor da ben yapamıyorum?” diye düşünüyorum.Oysa aynı ben, ilgimi çeken bir konuda saatlerce durmadan çalışabiliyorum. Kriz anlarında hızlı düşünüp çözüm üretebiliyorum. İnsanların duygularını fark edebiliyorum. Yani sorun “sorumsuzluk” değil.Sorun, beynimin nasıl çalıştığı.

     Şunu da fark ettim: Bana en az yardımcı olan şey “sadece başla” cümlesi. Bu hayatta beni en çok öfkelendiren cümledir. Biri bunu söylerken öfkemi karşımdakine yöneltmemek için dişlerimi sıkarım. Bazen bunu söyleyen kişi çok sevdiğim biri de olabiliyor.  Çünkü ben zaten başlamak istiyorum. Yapamadığım için zorlanıyorum.

Ama küçük adımlar işe yarıyor.

  • Görevi küçültmek
  • Yalnız değilken çalışmak…
  • Görsel hatırlatıcılar kullanmak…
  • Başlamak için ritüeller oluşturmak…

Bunlar benim için disiplin değil, destek.

Artık kendime şunu söylemiyorum: “Ben çok erteliyorum.”Şunu söylüyorum: “Benim başlatmakta zorlanan bir zihnim var ve bu tembellik değil.”

DEHB ertelemek değil.

DEHB bazen yapmak isteyip başlayamamak, bilip uygulayamamak ve içten içe bunun ağırlığını taşımak.


Ve belki de en doğru soru şu:

“Neden yapmıyorsun?” değil,

“Başlamanı zorlaştıran ne?”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR ASKERİN GÖZÜNDEN KKTC GERÇEKLERİ

Siesta Nedir?

Sebzeli Omlet