Kimerizm: İçimde Birden Fazla Hikâye Olabilir mi?
Geçenlerde bir şey okudum ve zihnim günlerce onun etrafında dolaştı: Ya bir insan, biyolojik olarak iki farklı insandan izler taşıyorsa?
İşte tam burada Kimerizm kavramıyla tanıştım. İlk başta mitolojik bir şey gibi geliyor kulağa. Zaten kelimenin kökeni de buradan geliyor: Chimera. Aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu bir varlık. Birden fazla parçanın tek bir bedende birleşmesi. Ama kimerizm bir masal değil. Bazen bir insanın bedeninde iki farklı DNA bulunabiliyor. Evet, yanlış okumadınız. Tek bir bedende iki ayrı genetik yapı.
Bu Nasıl Mümkün Oluyor?
En yaygın açıklama şu: Anne karnında iki embriyo oluşuyor ama bunlar erken dönemde birleşiyor. Sonuçta tek bir bebek doğuyor ama aslında iki ayrı zigotun genetik izlerini taşıyor. Yani anne ikizlere hamile kalacakken tek çocuğa hamile kalıyor ve sonuç olarak doğan çocuk doğmamış kardeşinin genlerini taşıyarak dünyaya geliyor. Yani teorik olarak, vücudunuzun bir kısmı başka bir “siz”e ait olabilir.
Bazı insanlarda bu durum cilt renginde iki tonlu alanlar, farklı kan grupları ya da organ nakli sonrası yapılan testlerde ortaya çıkan şaşırtıcı sonuçlarla fark edilebiliyor. Hatta bazı vakalar, annelik testlerinde karışıklık yarattığı için keşfedilmiş.
Ben Bu Konuya Neden Bu Kadar Takıldım?
Belki de mesele sadece biyoloji değil. Ben zaten kendimi çoğu zaman iki ayrı insan gibi hissediyorum. Bir yanım aşırı analitik, tarayan, detayları yakalayan. Diğer yanım duygusal, kırılgan, içe dönük. Özellikle AuDHD ile yaşarken bu “iki farklı sistem” hali bana çok tanıdık geliyor. Sanki beynimde paralel çalışan iki ayrı yazılım var. Biri mantık, biri duygu. Biri gözlem, biri kaçış. Kimerizmi okurken şunu düşündüm:
Belki de hepimiz biraz kimerayız. Belki mesele DNA değil, kimlik.
Bilimsel Gerçek ile Psikolojik Yansıma
Gerçek kimerizm nadir bir genetik durum. Ama metaforik kimerizm? O çok yaygın.
-
İçimizde birden fazla kimlik taşıyabiliyoruz.
-
Farklı ortamlarda farklı versiyonlarımız ortaya çıkabiliyor.
-
Çocukluğumuz, travmalarımız, beklentilerimiz, potansiyelimiz… Hepsi aynı bedende yaşıyor.
Beni en çok etkileyen şey şu oldu:
Bir insanın içinde iki farklı genetik hikâye varsa, “tek ve sabit kimlik” fikri ne kadar gerçek?
Sonuç: Parçalı Olmak Bozukluk Değil
Belki bu yazıyı okuyan biri kendini bölünmüş, çelişkili ya da tutarsız hissediyor. Ama belki de mesele şu:
Biz tek parça olmak zorunda değiliz.Bedenimizde olmasa bile zihnimizde farklı hikâyeler taşıyoruz.
Farklı versiyonlarımız var. Ve bu bir kusur değil.
Belki de insan olmak, biraz kimerizm taşımaktır.


Yorumlar
Yorum Gönder