Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Pomodoro Tekniği: Odaklanmayı Parçalara Bölmek

      Pomodoro Tekniği , 1980 yılında Francesco Cirillo tarafından geliştirilmiş bir zaman yönetimi yöntemidir. Temel amacı oldukça basittir: odaklanmayı artırmak ve erteleme davranışını azaltmak.  İlginç olan şu ki yöntemin kendisi oldukça basitken, ismi çoğu zaman yöntemden daha karmaşık geliyor bana. “ Pomodoro ” kelimesi İtalyanca’da domates anlamına geliyor. Cirillo bu tekniği geliştirirken domates şeklinde bir mutfak zamanlayıcısı kullanıyormuş ve yöntem de adını buradan almış.      Ben bu tekniğe biraz daha gözlemci bir yerden bakıyorum. Çünkü özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan kişiler için zaman algısı ve odaklanma zaten başlı başına ayrı bir mücadele.  Bu yüzden yöntemi sadece anlatmak değil, gerçek hayatta nasıl uygulanabileceğini de göstermek istiyorum. Pomodoro Tekniğini Nasıl Uyguluyorum?      Bu yöntemi uygularken ilk yaptığım şey oldukça basit bir karar vermek: Tek bir iş seçmek. ...

Siesta Kültürü Nedir? Öğle Uykusunun Bedene Etkileri

      Siesta aslında hepimizin çok iyi bildiği, hatta zaman zaman deneyimlediği ama günlük hayatın temposu içinde çoğu zaman uygulayamadığı bir alışkanlıktır. Peki nedir bu siesta?       Gün içinde, özellikle öğle yemeğinden sonra gelen o tanıdık his vardır: göz kapakları ağırlaşır, enerji düşer, zihinsel performans yavaşlar. İşte bu doğal düşüşün ardından yapılan kısa süreli dinlenmeye ya da şekerlemeye siesta denir. Üstelik bu durum, gece uykunuzu alıp almamanızdan bağımsızdır. Çünkü öğle saatlerinde yaşanan bu yorgunluk, büyük ölçüde biyolojik süreçlerle ilgilidir.       Öğle yemeği genellikle günün en ağır öğünlerinden biridir. Daha fazla ve daha yoğun besin tüketildiğinde, vücut sindirim sürecine odaklanır. Metabolizma hızlanır, mide yoğun şekilde çalışır ve bu durum doğal olarak bedende bir yorgunluk hissi yaratır. Yani siesta aslında bir “lüks” değil, bedenin verdiği oldukça doğal bir tepkidir.         Siesta, öze...

BİR ASKERİN GÖZÜNDEN KKTC GERÇEKLERİ

       Bu yayınımda diğer yazı türlerinden farklı olarak saygıdeğer Erdoğan Volkan   ile yapmış olduğumuz röportaj yer alıyor. Bu nerenden çıktı? Kıbrıs 'a geleli 8 ay olmuştu ve  hala ada hakkında öğrenmem gereken birçok şey olduğunu fark ettim. Haliyle burada Türkiye'dekinden çok daha farklı bir bir düzen var. Yerli halka nazaran yabancı insan sayısı çok daha fazla ve birden çok milletten insana ev sahipliği yapan bir ada. Kıbrıs gerek coğrafi konumu gerek turizm sayesinde insanlara tanımış olduğu ekonomik fırsatlardan dolayı yurt dışında yaşayan  birçok insanın gözdesi haline gelmiştir. Tabii bu durumun ada ve burada yaşayan yerli halk üzerinde etkileri olmuştur. Ben bu etkileri merak ediyordum işte. Sonra aklıma Erdoğan Bey  geldi. Çünkü hem Kıbrıs yerlisi hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde emekli bir albay olduğu için sorularıma  daha objektif ve net cevaplar verebileceğini düşündüğümden böyle bir görüşme teklif ettim. Sağ olsun be...

Halının Tarihi Gelişimi, Neden Halı Kullanıyoruz?

        İnsanoğlu, ilk çağlardan beri ayaklarını soğuk ve sert zeminden ayırma ihtiyacı hissetti. Bu ihtiyaç, zamanla sadece fiziksel bir korunma aracı olmaktan çıkıp estetik ve kültürel bir ifadeye dönüştü. İlk dönemlerde insanlar, yaşadıkları alanların zeminini kaplamak için hayvan kürklerini kullanıyordu. Ancak hayvanların evcilleştirilmesi ve yünün işlenebilir hale gelmesiyle birlikte daha gelişmiş örtüler ortaya çıktı. Kürklerin yerini, eğrilmiş ipliklerle yapılan dokuma ürünler aldı ve böylece halının temelleri atılmış oldu.         Halıyı anlayabilmek için önce dokuma tekniğine kısaca değinmek gerekir. Bir halı üç temel unsurdan oluşur: çözgü, atkı (dolgu) ve hav. Çözgü iplikleri, dikey olarak gerilen ve halının iskeletini oluşturan ipliklerdir. Atkı iplikleri ise bu çözgülerin arasından yatay olarak geçirilerek dokumanın temel yapısını oluşturur. Hav iplikleri ise halının yüzeyinde gördüğümüz desenleri, dokuyu ve yumuşaklığı sağlayan ekstr...

İlk İnsan Irkı, İlk Atalarımız? NEANDERTALLER

      Neandertaller : Sandığımızdan Daha Gelişmiş İlk İnsanlar      İnsanlık tarihine baktığımızda, kendimizi çoğu zaman gelişimin zirvesi olarak görürüz. Ancak bu hikâyede yalnız değildik. Bizden önce, bizimle birlikte yaşamış ve hatta bizimle genetik bağ kurmuş başka insan türleri de vardı. Neandertal , bu hikâyenin en dikkat çekici karakterlerinden biri. Uzun yıllar boyunca “ilkel” olarak tanımlansalar da, günümüzde elde edilen bulgular onların düşündüğümüzden çok daha karmaşık, zeki ve uyum sağlayabilen bir tür olduğunu gösteriyor. Belki de asıl soru şu: Onlar gerçekten bizden daha ilkel miydi, yoksa sadece farklı mıydı?       İlk atalarımız sandığımızdan çok daha gelişmiş olabilir. Neandertal, insan aile ağacındaki en yakın akrabalarımızdan biridir. Yaklaşık 400.000 ila 40.000 yıl önce yaşamış olan bu tür,  Avrupa’nın Atlantik kıyılarından Orta Asya’ya   kadar uzanan geniş bir coğrafyada varlık göstermiştir.     Yaşam...